Root     Cyber Navigation Organizasyon   Member Navigation
Forum Root Portal Root
Dökümanlar Döküman Ekle Download/Dosya Arsivi IBlock E-Kitap IBlock Mp-3 Basinda Cyber-Warrior Banner
Cyber-Academy
TIM Görev Organizasyonu Neler Yaptik? Bize Özel Küçük Seyler? Operasyon Yönetim Sistemi Görev Org. Basvuru Yönetici Basvuru Formu Karaliste Ihbar Organizasyon Semasi Misyon Kurallar
CW Explorer Kefalet Kefil Havuzu
Yeni Üye Basvuru Yazdigim Mesajlar Arkadas Listem Sifremi Unuttum Özel Mesajlarim Onay E-Mail Gönder




Askerliğin Tarihi Forumlarda Ara Arama Favorites Favorites MyProfile Forum üyelerini göster Üyeler
Forum Yöneticisi: Administrator | Bu Bölümde Yetkili Tüm Yöneticiler?
 CW Forum Ana Sayfa
  Askerlik
Light  |  Konu İhbar   Favori Konu Listeme Ekle  
Konu: Askerliğin Tarihi Cevap YazYeni konu açÇıkış Yap
 
 Konu Kalitesi  %7,5
Oy Ver   
 
Gönderilme Tarihi: 21 Mart 2013 saat 12:35AM - Kayıtlı IP
İzle CWIhya's Özellikler Diğer mesajlarını ara: CWIhya
Mesaj İhbar!  
Alıntı  CWIhya 

CWIhya

Simgem
Albay
Albay
CWAntalya
06 Kasim 2006
786   Mesaj
Durum: Molla Cami


Aktiflik
Seviye
Deneyim



Askerlik;başta üzerinde rahatça gezdiğimiz, havasını soluduğumuz ve özgürce hareket ettiğimiz mukaddes vatanımız başta olmak üzere, Yüce Dinimiz Din-i Mübin İslamı ve bütün mukaddesatımızı yaşamak için, şanla şöhretle ve adaletle hüküm sürmüş tarihimizin, ta 5000 yıldan beridir Atalarımızdan gördüğümüz ve günümüze kadar getirdiğimiz âdet,gelenek ve göreneklerimizin, rengini Şehit kanından Hilal ve Yıldızını da İslamiyetten ve Türklükten almış bayrağımızın, gelecek nesillerimizin, güvenliğimizin kollanması ve korunması açısından önemli bir yer tutar.

Askerlik sistemi bilindiği üzere çok eski tarihlere uzanır. Metehan’ın M.Ö 200 lü yıllarda ilk onlu sistemi kurması ile askerliğin veya askeri yapının oluştuğu söylenir. Bu kadar köklü ve eski bir yapının Türk Millleti için önemi şüphesiz ki tartışılmaz.Bizler askerliği bir vatandaşlık görevi sayarak Askerliğin hayatımızda ne denli önemli bir olay olduğunu biliyoruz.Tarih boyunca Türk Milletinin kurmuş olduğu devletlerde önceleri askerlik bir meslekken daha sonraları vatani bir görev haline gelmiştir.

Askerliğin tarihine biraz baktığımızda daha önce de dediğim gibi M.Ö 200 yıllara dayanan bir tarihi vardır. Metehan ilk onlu sistemi oluşturarak askerlik temelini atmıştır.   Her ne kadar SİSTEMLİ orduya Metehan zamanında geçilmiş olsa da Metehan’dan önce de güçlü bir ordumuzun olduğu muhakkaktır. Tarihi vesikalar incelendiğinde bunları görmek mümkündür. Mesela Çin ile olan mücadelemiz ve Çin’in Çin Seddi ni yapmasını askerliğin olduğuna bir kanıttır. Araştırmacılar ve tarihçiler Türk Ordusu’nun diğer milletlerden şu özelliği ile ayrıldığını savunmuşlardır. Bunlar;Ücretli bir ordu değildir, daimidir ve temelini Süvariler oluşturur. Eski Türklerde konar göçer bir hayat sürülmesi zaten sağlam bir bünyeye sahip olduklarını ayrıca yılın belli zamanlarında yapılan sülek avlarının da katkısı olduğu söylenebilinir. Eski Türklerde askerlik denince akla sadece erkeklerin gelmesi kadın savaşçılara haksızlık olur. Ayrıca küçük yaşlardan beri koyun arkasında at sırtında elinde oku ile büyüyen bir toplum olarak güçlü bir yapıya sahiptir.




Eski Çin kaynakları ve Kitabeler incelendiğinde askeri yapıyı yirmidört adet rütbenin idare edildiği görülmüştür. Bugünkü Genelkurmak başkanına karşılık gelen rütbe ise SÜ-BAŞI rütbesidir. Ondan sonra da ÇABIŞ lığın geldiği tahmin edilmektedir. Ayrıca en küçük birlikler olan onlu sistemin adıda tümendir. Tümenler de sırayla yüz ve bin kişilik sistemi oluştururlar.




Göktürk zamanına da kısaca bakmak gerekirse Orta Asya’nın en güçlü ordusuna sahip olduğunu söylemek pekte abartı olmaz. Çünkü ordusunun 3’te 2 sini süvariler oluşturmaktadır. 3’te 1’lik kesim ise piyadelerden oluşmuştur. Süvarilerin akın ve savaşlarda hızlı hareket etmesi Göktürk Devleti için çok büyük bir avantaj olmuştur.Savaşlarda düşman askerleri her ne kadar çokta olsa Göktürkler geliştirdikleri Bozkır taktiği ile önce geri çekilir merkeze çekilen düşman askerleri hızlı bir manevra ile yok edilirdi.



Başka bir ünlü Türk Devleti olan Uygurlarda da askeri sistem hemen hemen aynıdır. Fakat Uygurların ilk yerleşik düzene geçmeleri ve İpek yolunun güzergahlarında olması sebebi ile daha farklı durumlar olmuştur.Bazı rütbeler daha farklı yetkilere sahip olmuşlardır. Kısa şekilde Türklerin İslamiyet öncesi kurdukları devletlerde askeri yapıyı inceledik.

Türklerde ordunun önemi İslamiyet’i kabul ettikten sonra da devam etmiştir. İslam dünyasında Türkler, kendi devletlerini kurmadan önce İslam Devleti’nin ordu teşkilatında görev almışlardı. Abbasilerin ve Samanoğullarının orduları büyük ölçüde Türklerden oluşuyordu. ilk Türk-İslam devletlerinden olan Tolunoğulları, İhşidler ve Gaznelilerde yerli halktan da asker bulunmakla beraber, ordunun çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu. Türk-İslam devletlerinin ordu teşkilatında en önemli unsur insan unsurudur. Türk ordusunun insan kaynakları gulâm sistemi, ikta askerleri, Türkmen birlikleri, tabi devlet kuvvetleri ve gönüllülerdi.Ordu Hassa Ordusu Hanedan Üyeleri ve Diğer Devlet Adamlarının Kuvvetleri Devlete Tabi Türk Topluluklarına Ait Askerler diye üç gruba ayrılmıştır.



Gazneli ordusu dönemin en modern ve profesyonel ordularından birisi idi. Ordu daima savaşa hazır durumda bulundurulurdu. Ordunun başkomutan bizzat sultandı.En Önemli özelliği orduda fillerin bulunmasıydı. Gazne ordusunu oluşturan unsurlar şunlardır; Gulâmlar: Gulâm sistemi en gelişmiş şekli ile Gazneliler ve Selçuklularda görülmektedir. Bu sistem bir bakıma o devrin askerî okulları idi. Çocuk yaşta toplanan asker adayları, gulâm yetiştirme merkezlerine (gulâmhane) getirilirler, burada at üzerinde silah kullanmayı, saray terbiyesiyle sultana hizmet etme usullerini öğrenirlerdi. Sultana yakın devlet yöneticileri ve yüksek seviyeli komutanlar gulâm sisteminden yetişiyordu. Muntazam birlikler: Sürekli askerlerin oluşturduğu yaya ve süvarilerden karma düzenli birliklerdir. Eyalet askerleri: Eyalet askerleri iktalarda yetişmiş atlı askerlerle, şehzade ve meliklerin kuvvetlerinden oluşmaktadır.

Ücretli askerler: Ücretli askerler Oğuz, Karluk ve Yağma Türklerinden seçilirdi. Gönüllüler: Gönüllüler (gazi) herhangi bir savaş esnasında, savaş bölgesine yakın yerlerden orduya katılan kuvvetlerdi. Sultan Mahmud’un 1018’deki Hindistan seferine yirmi bin gönüllünün (gazi) katıldığı bilinmektedir.



Büyük Selçuklular her alanda olduğu gibi askerî alanda da en ileri seviyeye ulaşmışlardı. Büyük Selçukluların ordu teşkilatı kendisinden sonra kurulan Türk devletlerince de örnek alınmıştır. Dandanakan Savaşı’na (1040) kadar tamamen göçebe Oğuzlardan oluşan Büyük Selçuklu ordusu, bu savaştan sonra yerleşik İslam topluluklarıyla karşılaşan Tuğrul Bey, ordusunda yeni şartlara uygun bazı düzenlemeler yapma gereği duymuştur. Öncelikle Gaznelilerde bulunan hassa ordusuna benzeyen özel birlikler kurdurmuştur. Türklerin yanında yerli mahallî unsurlar da askerî teşkilat içine almıştır. Çünkü fetihler için her zaman kalabalık bir orduya gerek duyuluyordu. Büyük Selçukluların askerî sistemde yaptıkları en büyük yeniliklerden birisi de askerî iktalardır. Büyük Selçuklu ordusu altı bölümden oluşuyordu:

Gulam Ordusu: Kulluk sistemi demek olan gulam sisteminde, değişik milletlerin çocukları küçük yaşlarda alınarak gulamhanelerde özel olarak yetiştirilirlerdi. Sultanlar, kendilerine en yakın askerî birlikleri gulam sisteminden yetişmiş askerlerden seçerlerdi. Doğrudan sultana bağlı olan Gulam ordusu yılda dört defa bîstegani adı verilen maaş alırdı. Bu ordunun her türlü masrafları devlet tarafından karşılanırdı.

Hassa Ordusu: Çeşitli Türk boylarından seçilerek oluşturulan birliklerdir. Sultana bağlı olan bu orduya maaş yerine iktalardan elde edilen vergi gelirleri verilirdi. Bu ordu her an savaşa hazır atlı birliklerden oluşurdu.

Sipahiler (ikta askerleri): Selçuklu ordusunun en büyük kısmını sipahiler oluşturuyordu. Hz. Ömer zamanından beri uygulanan ikta sistemini Selçuklular almışlar ve kendilerine göre geliştirerek, ona askerî bir şekil kazandırmışlardır. Nizamülmülk tarafından yapılan bu askerî düzen, daha sonra bütün Türk-İslam devletlerince de kullanılmıştır. ita sisteminde ülke toprakları ergi gelirlerine göre bölümlere ayrılırdı bölümlerin her birine ikta denirdi. Kendilerine ikta verilen emirler iktalar içinde otururlar, vergisini toplarlar ve bu vergilere karşılıkta belirlenen sayıda asker beslerlerdi. Savaş zamanı bir araya gelen bu kuvvetler, Selçuklu ordusu içinde kalabalık bir grup oluştururdu. Böylece devlet ikta sistemi ile hiçbir harcama yapmadan çok sayıda askere sahip olduğu gibi, vergi toplama işini de halletmiş oluyordu. Türkiye Selçuklularında da devam eden bu sistem, Osmanlılarda Tımar adını almıştır.

Şehzade, Melik ve Askerî Valilerin Kuvvetleri: şehzade, melik ve eyalet valileri kendilerine bağlı atlı askerî birlikler oluşturmuşlardır. Bu birlikler daha çok çeşitli Türk boylarından kurulurdu. Savaş zamanında ise kuvvetleriyle birlikte ana orduya dâhil olurlardı. Tabi (bağlı) Devlet ve Beyliklerin Askerleri: Büyük Selçuklulara bağlı devletlerden asker alındığı gibi, komşu devletlerden de paralı askerler toplanırdı. Sultan; Abbasi halifesi, Gürcü ve Ermeni krallıkları, Karahanlılar ve Gaznelilerden ihtiyaç duyduğunda asker talep eder, onlarda bunun üzerine asker gönderirlerdi. Türkmenler: Selçuklu Devleti kurulduğu zamanlarda ordunun ana unsurunu göçebe yaşayan Oğuzlar (Türkmenler) oluşturuyordu. Oğuzlar, beyleri vasıtasıyla hükümdara bağlı olmakla beraber kendi boy teşkilatları içersinde yaşarlardı. Doğudan devamlı büyük kitleler halinde göç ederek gelen Türkmenler uç bölgelerine yerleştirilirler, bu şekilde yerleşik hale geçen Türkmenler, hem üretime katkıda bulunurlar hem de yerleştikleri yerlerin güvenliğini sağlarlardı. Sultanın daveti üzerine de orduya katılırlardı. Irak, Suriye, Azerbaycan ve Anadolu’nun fethedilmesinde ve bu bölgelerin Türkleşmesinde, Türkmenlerin büyük faydaları olmuştur. Ancak Selçuklu ordusunda zamanla gulam sisteminden yetişen komutanların öne geçmesiyle, Türkmenler ikinci plâna düşmüşlerdir. Buna üzülen Türkmenler de zaman zaman ayaklanmışlar ya da isyan eden bir melik veya şehzadenin yanında yer alarak tepkilerini göstermişlerdir.

Gönüllüler: Özellikle halkı Müslüman olmayan ülkelere yapılan seferlerde, halktan çok sayıda gönüllü de cihad düşüncesiyle orduda görev alırdı. Örneğin Malazgirt Meydan Savaşında, orduya Malazgirt ve Ahlat halkından gönüllü (gazi) olarak katılanlar olmuştur.

Selçuklu ordusunda kullanılan başlıca silahları, hafif ve ağır silahlar olmak üzere ikiye ayırabiliriz: Hafif Silahlar: Ok, yay, kılıç - kalkan, mızrak, hançer, bıçak, sapan, kargı, gürz, balta ve zırh hafif silahlardı. Bu silahların ağırlığı bir insanın taşıyabileceği kadardı. Ağır Silahlar: Mancınık, arrade (mancınığın küçüğü), kule, ok ve neft atan çark tipi makineler, koçbaşı denilen kale kapısı kırmaya yarayan ağaçlar ve arabalardı. Bu silahlar daha çok kuşatmalarda kullanılırdı.

Özellikle büyük savaşlarda kullanılan Turan (Hilal) taktiği de Türk Askeri tarihinde önemli bir yere sahiptir. Turan Taktiği Hun,Göktürk ve Uygur Devletleri’nden beri kullanılmış bir taktik olup Ordunun sağ sol ve merkezi birlik olarak üçe ayrılır, Sağ ve sol tarafta bulunan birlikler merkezi orduya hilal oluşturacak şekilde konuşlanır. Sağ ve sol birlikler genelde okçulardan oluşur. Merkez ordu ile çarpışan karşı devletin ordusu ok menziline girince sağ ve sol birlikler harekete geçer merkez ordu geri çekilir ve düşman ordusu ortada kalır ve yok edilirdi.



Ve gelelim Cihan Devleti Devlet’ül Osmaniyeye :) Osmanlı Devleti gibi büyük birimparatorluğun askeri yapısını incelemek öyle bir kaç cümle kurmakla olacak iş değil biliyorum. Fakat ben yine de ufak tefek aciz aklımla birşeyler yazmaya çalışacağım.

Osmanlı Devleti’nin askeri yapısında önceki Türk Devletleri’nin izleri görülür. Beylik halindeyken Yaya ve Süvariler şeklinde biraz basit bir ordya sahip olan Osmanlı Devleti 1. Murat zamanında Rumeli’ye de geçtikten sonra KAPIKULU OCAKLARI adı altında bir sisteme geçilmiştir. Kapıkulu askerleri de kendi aralarında Kapıkulu yayaları ve Kapıkulu Süvarileri olmak üzere iki gruba ayrılmışlardır. Ayrıca KAPIKULU Askerleri yanında EYALET Askerleri ve Yardımcı Kuvvetler adında iki ana grup daha vardır. Kısa kısa sizleri de sıkmadan bunları incelemeye çalışacağım.



Yukarıda basit tabloda Osmanlı Devleti’nin askeri yapısı gösterilmiştir. Bu Tabloya göre sizlere açıklamaya çalışacağım.



1. KAPIKULU OCAKLARI: Savaş esirlerinin beşte birinin düzenli ordu için yetiştirilmek üzere ayrılması yani “pençik usulü” ile oluşur.. Kapıkulu ocaklarının kurulmasından sonra devamlılığını sağlamak için devşirme usulü getirildi. Devşirme usulüyle hıristiyan ailelerin çocukları küçük yaşta devlet tarafından alınarak müslüman ailelerin yanına verilir, İslami kurallara göre yetiştirilir, gelenek ve görenekler öğretilir; bu temel eğitimi aldıktan sonra da Acemi Oğlanlar ocağına gönderilirler ve askeri eğitimden geçirilirlerdi.
A) KAPIKULU YAYALILARI -Acemi Oğlanlar Ocağı: Kapıkulu ocaklarına asker yetiştirmek için kurulmuştur. Devşirilen çocuklar buradaki askeri eğitimlerini aldıktan sonra başarılı olanlar Enderun mektebine gönderilirdi. diğerleri ise kapıkulu ocaklarına dağıtılırdı.   



-Yeniçeri Ocağı: Kapıkulu ocakları arasında en önemlisi yeniçeri ordusudur.Hazineden üç ayda bir ulufe adıyla maaş alırlar, taht değişikliklerinde ise cülus bahşişi alırlardı. Yeniçerilerin 40 yaşında emekli olana kadar evlenmeleri yasaktı. Yeniçeriler ilerleyen dönemlerde gittikçe bozulmuş, ekonomik sebeplerle sürekli ayaklanma çıkararak devlete zarar vermişlerdir. Genç Osman yeniçeri ocağını kaldırmak istediği için öldürülmüş, II. Mahmut tarafından yeniçeri ocağı ancak 1826 yılında kaldırılmış, bu olay tarihe Vaka-yı Hayriye (hayırlı olay) olarak geçmiştir.
-Cebeciler: Yeniçerilere silah ve zırhlarını yapmakla görevliydiler.
-Topçular: Görevi Top dökme, taşıma ve kullanmaktır.
-Humbaracılar: Görevi havan topu ve humbara dediğimiz gülleleri hazırlar ve kullanırlardı.
-Lağımcılar: Kale kuşatmalarında, hendek kazarak veya fitil döşeyerek surları yıkan teknik bir sınıftı.
-Sakalar: Kapıkulu askerlerinin sularını taşırdı.

B) KAPIKULU SÜVARİLERİ Kapıkulu süvarileri derece ve maaş açısından yayalardan üstün sınıftır. Sipahi ve silahtarlar savaşta padişahın çadırını korurdu. Sağ ve sol ulufeciler saltanat sancaklarını korurdu. Sağ ve sol garipler ise hazineyi korurlardı.



2. EYALET ASKERLERİ:
a) Tımarlı Sipahiler: Tamamı Türklerden oluşan atlı birliklerdir. dirlik arazi sahipleri tarafından yetiştirilir, beslenirlerdi ve Yeniçeriler gibi devlet hazinesinden maaş almazlardı. görevleri sağ-sol kanatlarda durarak orduyu yanlardan gelecek saldırılardan korumaktı.
b) Akıncılar: Hafif süvari kuvvetleridir. Sınır boylarında oturan Türklerden oluşur. keşif yapar, düşmanı oyalarlardı.
c) Azaplar: gönüllü kuvvetlerdir. Bunlar dışında deliler düşmana korkusuzca saldırmaları nedeniyle deli denilmiştir. Gönüllüler sınır şehirlerini korur, beşliler sınır kalelerini korur, yaya ve müsellemler ise ordunun önünden giderek yol ve köprüleri onarırlardı.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi ilerleyen dönemlerde ordudaki bozulmalar sebebiyle, diğer bir çok alanda olduğu gibi askeri alanda da ıslahat hareketlerine girişilmiş, Avrupa örnek alınarak askeri alanda yenilikler yapılmıştır. Yeniçeri ocağının 1826′da kaldırılmasının ardından Asakir-i Mansıre-i Muhammediye kurulmuştur.



3. YARDIMCI BİRLİKLER: Osmanlı Devleti’nin zamanla genişleyen topraklarında çeşitli eyalatlerden savaş anında Osmanlı ordusuna katılan birliklerdir. 1826 Yılında 2. Mahmut tarafından Yeniçeri ocağı kaldırılmasıyla Asakir-i Mansıre-i Muhammediyedi isimli yeni bir ordu kurulmuştur. Fakat ilerleyen yıllarda Cumhuriyetin ilanı ile bu ordu da kaldırılmıştır.   

Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü askeri sistemi 1916 yılında kurumuştur. 20 yaşına gelen her Türk erkeği zorunlu olarak askerlik yoklaması yaptırır ve askerliğine engel teşkil eden bir sebep yoksa askere alınır. Askerlik süresi bu dönemde ortalama 30 ay olarak belirlenmiştir. Fakat zamanla 24 aya 1984 yılında 18 aya ve 2003 yılında ise uzun dönem askerlik 15 ay, kısa dönem askerlik ise 6 ay ile sürelendirilmiştir. Ayrıca yurtdışında belli bir süre bulunmuş ve belli bir yaşın üstünde olanlar için Bedelli askerlik adı altında 21 gün askerlikte 2011 yılında kaldırılmış yerine yeni bir düzenleme ile 30 yaşını geçenler için 30000 TL ödemesi karşılığı askerlik hizmetini tamamlamış olur.

Kısaca askerlik tarihini anlatmaya çalıştım umarım faydalı olmuştur. CWIhya


___________________________________________

  Yorum Ekle
  Özel Mesaj Gönder Twiter Hesabı En Alta Git  En üste Git 
 
 
Gönderilme Tarihi: 21 Mart 2013 saat 1:06AM - Kayıtlı IP
İzle CWTrakonya's Özellikler Diğer mesajlarını ara: CWTrakonya
Mesaj İhbar!  
Alıntı  CWTrakonya 

CWTrakonya

Simgem
Binbaşı
Binbaşı
Türkistan
20 Ocak 2011
707   Mesaj
Durum: TRAKONYA


Aktiflik
Seviye
Deneyim



müthiş bilgiler teşekkürler

___________________________________________


Aylardan ağustos, günlerden cuma
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum’a
Bozkurtlar ordusu geçti hucuma
Yeni bir sevk ile gürledi gökler
Ya Allah...Bismillah... Allahüekber




  Yorum Ekle
  Özel Mesaj Gönder En Alta Git  En üste Git 
 
 
Gönderilme Tarihi: 01 Nisan 2013 saat 1:14PM - Kayıtlı IP
İzle P3GASUS's Özellikler Diğer mesajlarını ara: P3GASUS
Mesaj İhbar!  
Alıntı  P3GASUS 

P3GASUS

Simgem
Albay
Albay
Saraçoğlu
06 Mayis 2010
1827   Mesaj
Durum: Fenerbahçe


Aktiflik
Seviye
Deneyim



Eline Emeğine Koluna Klavyene Sağlık :)

___________________________________________


Dilin Susarsa kafan Rahat eder.- Nizam-ül Mülk

Allah TÜRK’ü Korusun ve Yüceltsin!

Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur!


  Yorum Ekle
  Özel Mesaj Gönder En Alta Git  En üste Git 
 
 
Gönderilme Tarihi: 01 Nisan 2013 saat 1:27PM - Kayıtlı IP
İzle Behlül-i Dana's Özellikler Diğer mesajlarını ara: Behlül-i Dana
Mesaj İhbar!  
Alıntı  Behlül-i Dana 

Behlül-i Dana

Simgem
Binbaşı
Binbaşı
 
02 Aralik 2011
527   Mesaj


Aktiflik
Seviye
Deneyim



Uzmanlık Alanları:
Network

Rabbim inş peygamber ocagı denilen yerde hizmet etmeyi bize nasip eder

+10 ELLERİNE SAGLIK ABİM

___________________________________________
Bazı değerlerimizi kaybetmeye başladık biz. Artık sokakta yürürken gülen birini
göremiyoruz. Sabahları kimse kimseye Günaydın demiyor, selam vermiyor.
Yaptığımız işlerimizi severek yapmıyoruz.
Sanki daha az sever olduk insanları.
Komşusu aç yatarken tok yatanın rahat olamayacağı bir değerler sisteminden, birbirini
ezen, başarı için her türlü yolun mübah olduğu günlere geldik.
Paylaşmaz olduk sevgiyi, cömertliği, bilgiyi.
Paylaşıldıkça çoğalan iki şey var; biri sevgi, diğeri de bilgi.
  Yorum Ekle
  Özel Mesaj Gönder En Alta Git  En üste Git 
 

Eğer bu konuya cevap yazmak istiyorsanız ilk önce Giriş Yap
Eğer kayıtlı bir kullanıcı değilseniz ilk önce kayıt olmalısınız

Git: Cevap Yaz Yeni konu aç
Sayfa Yüklenme Süresi: 0,0781
 

Uyarı !
Cyber-Warrior 'a ait isim, marka ve logolar Cyber-Warrior'un tescilli markası olup izinsiz kullanılamaz.
Kullananlar hakkında 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında K.H.K'ye göre yasal işlem yapılacaktır. Marka No : 2010 46588 Korunma Tarihi : 15.07.2010


WikiTurk | Bilisim Güvenligi Dernegi

Reklamlar

picardes.com





Reklam vermek için tıklayın

Yasal Uyarı | Sitemizin Çizgisi | Kullanım Şartları ve Üyelik Sözleşmesi | Telif Hakları Politikası / Copyright Policy